Fazlasıyla basit, dar kalıplı düşüncelere,hayallere sahip olduğumu iliklerime kadar hissettim bugün. İlk olarak Kore’ye gitmek istiyorum sonra genetik üzerine akademik çalışmalar yapmak istiyorum, bu kadar. Çok saçma değil mi, bunlar ne ki? Dünya bu kadar büyükken, bunlar sadece bir bebeğin bir yere tutunup ayağa kalmaya çabalaması gibi ki ben yürümeyi bırak koşmayı, rüzgarın nefesimi kesmesini istiyorum. Ha  nazmiye sen böyle otur, olur da bir fırtına çıkar da içine seni katar diye bekleyerek yaşlan olur mu? Heyecan bağımlısı falan değilim yanlış anlaşılmasın sadece keşfetmek, keşfetme çabasında olmak, son nefesimi verdiğimde kucağımda hayallerimi bulsunlar istiyorum. Zaman geçiyor, herkes kendi hayatının sonuna yaklaşıyor ve ben o sonu eli boş karşılamak istemiyorum. ”Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır. ” bu söze çok fazla inanıyorum. Oturduğum yerden en fazla tepemden uçan kuşun tefekkkürünü yapabilirim, o da tepemden geçerse tabi. Dünyanın sadece barınmak için fazlasıyla sanatlı olduğunu düşünüyorum bence O da bizim keşfetmemizi istiyor, istiyor ki böyle yaratıyor o zaman ne engel var ki önümde? Bir an önce ayağa kalkıp koşmaya başlamalıyım düşersem de ne olacak tekrar kalkarım.

          Bu heyecanımı çok sevdiğim bir blog yazarı olan Hikaruivy (http://hikaruivy.wordpress.com/)’in  paylaşıp görmemi sağladığı http://gozumetakilanlar.com/2014/03/16/isvec-izlenimleri/ İsveç hakkındaki yazıya borçluyum, çok teşekkür ediyorum.

Heyecanı, umudu kaybetmeden yaşayabilmek dileğiyle:))

Reklamlar